Kadın Mühendisler, Mimarlar, Şehir Plancılar, Fen Bilimciler ve Teknik  Elemanlar Grubu

     Ana Sayfa
     Hakkımızda
     Basında Biz
Fotoğraf Albümü
     Ağır Yazılar
     Önerdiklerimiz
     Deneyimlerimiz
     Öncü Kadınlar
     Röportajlar
Ayrımcı İş İlanları
     Duyurular
     Bağlantılar
İletişim ve Üyelik

http://kadincinayetlerineisyandayiz.blogspot.com/

BASIN AÇIKLAMALARI
Ocak 2012
Artık Ölmek İstemiyoruz 


(25/06/10)
Erkek Şiddetinden Kurtulmuş Kadın Yoktur!

(05/05/09)
Celaleddin Cerrah'ın görevden alınmasını talep ediyoruz. 


(25/03/08)
SSGS Kadınların Bildirisi
Pano

Selma Eroğlu, Makina Mühendisi
Kasım 2011


 masallarİşyerine giderken her gün önünden geçtiğim reklam panosundaki fotoğrafla bir bağ kurmuştum. Fotoğraf olarak renklerin canlılığı, birbiriyle uyumu, ışığın etkisi fotoğrafa olan heyecanımı yeniden canlandırdı. Ne zamandır elime almadığım fotoğraf makinasını alıp fotoğraf gezisine çıkmayı düşündürttü. Sadece bir reklam panosu işte! Her gün önünden yürüyerek geçtiğim ve çoğu zaman okumadığım reklamlardan biri daha! Reklamın esas konusu olan mayo, kadın mankene çok yakışmıştı hani. Mankenin fiziksel özellikleri ile kusursuz göründüğünü tahmin etmek güç değildir sanırım...Yazın bu sıcak günlerinde deniz, güneş, plaj hayalleri kurmaya başladım bir zaman sonra. Tatil tam da ihtiyacım olan şey. Derken aklıma aldığım kilolar geldi, gözümün önünde fotoğraftaki kadın mankene baktım "yok yok bu mayo bende hiç böyle güzel durmaz" dedim.

Bu duygularla baktığım panoda bir gün, kadın mankenin göğüs kısmının kapkara boyandığını gördüm. Üstelik mankenin yüzüne de bir bildiri yapıştırılmış. Sadece ilk cümleyi okuyabildim. "Allahın dediği olur" yazıyordu. İstanbul'un en merkezi yerinde bir kadın mayo reklamına bile tahammül kalmamıştı. Yarın fotoğraf makinamı getirip bu çirkin saldırıyı kesin çekmeliyim dedim. Oysa akşam eve dönerken reklam panosundaki fotoğrafın yerinde yeller esiyordu. O an fotoğraf çekmediğime sonradan çok pişman oldum. Ama sonra internette bu saldırının tek olmadığını başka başka semtlerde de yapıldığını okudum. Mayo firması ise saldırı karşısında "markasını korumak" adına sessiz kalmayı tercih etmişti.

Henüz batılı güçlerce tarumar edilmeden önce Libya'da, önünden geçtiğim sinema salonunda oynatılan filmlerin afişlerinde kadın aktristlerin el, ayak ve yüzleri dışında görünen yerlerinin gazete kağıtları ile kapatıldığını görüp kendi kendime Türkiye'de bu olmaz diyerek kırık dökük demokrasiye içimden memnun bile olmuştum.

Dün fotoğrafa tahammül edemeyen egemen anlayış, 13 yaşında bir çocuğun çoğu devlet memuru 28 kişi tarafından tecavüze uğramasında hiç de sakınca görmedi. 8 Yıl süren mahkemeler neticesinde "ayıp etmişler, bir daha böyle bir şey yapmazlar" demekle yetindi. Kadınları muhafazakar politikalarla baskılayan iktidar erki, toplumun muhalif dinamiklerini de militarist politikalarla zapturapt altına almaya çalışıyor.

Yükselen muhafazakar - milliyetçi dalga hem militarizmi meşrulaştırıyor, hem de erkek egemen sistemin değerlerini yüceltiyor. Televizyonlar, gazeteler boy boy verdikleri haberlerle şehit olma, kahramanlık propagandası yaparak, erkekleri askere çağırıyor. Militarist şiddetin normalleştiği bu ortamda kadınlar dışlanıyor, onlar ya "şehit" annesi, karısı olmak ya da susmak zorunda kalıyor.

Savaş tamtamlarının olabildiğince yüksek sesle çaldığı bugünlerde barışın sesi ne zaman çıksa balyoz iniyor üzerine. Barış güvercininin kanadı kolu kırılıyor. Kan ve gözyaşından beslenen iktidar, barışa sırtını döndü, gencecik fidanların ölümünü izliyor. Bir arada insanca bir yaşam kurmak için artık silahlar susmalı. Savaş ve şiddet hiçbir sorunumuzu çözmüyor...

Sonuç olarak savaş en çok kadınları vuruyor. Muhafazakar ve militarist şiddetin iç içe geçtiği bu süreçte kadınların daha çok insiyatif alması ve örgütlenmesi gerekliliği ortadadır.

        

BÜLTENLER
  



BAZI KADIN ÖRGÜTLERİ
Son güncelleme tarihi:  Fri, 18 Nov 2011 09:59:23 GMT

Ana Sayfa | Hakkımızda | Basında Kadın Mühendisler | Yazılar | İletişim ve Üyelik | Bağlantılar