Kadın Mühendisler, Mimarlar, Şehir Plancılar, Fen Bilimciler ve Teknik  Elemanlar Grubu

     Ana Sayfa
     Hakkımızda
     Basında Biz
Fotoğraf Albümü
     Ağır Yazılar
     Önerdiklerimiz
     Deneyimlerimiz
     Öncü Kadınlar
     Röportajlar
Ayrımcı İş İlanları
     Duyurular
     Bağlantılar
İletişim ve Üyelik

http://kadincinayetlerineisyandayiz.blogspot.com/

BASIN AÇIKLAMALARI
Ocak 2012
Artık Ölmek İstemiyoruz 


(25/06/10)
Erkek Şiddetinden Kurtulmuş Kadın Yoktur!

(05/05/09)
Celaleddin Cerrah'ın görevden alınmasını talep ediyoruz. 


(25/03/08)
SSGS Kadınların Bildirisi
Kötülük Pınarı Kadın

Selma Eroğlu, Makina mühendisi
Haziran 2010

Fotoğrafta görünen mozaik çalışması M.Ö. 2. yy'da Romalılar tarafından yapılmış. Bu fotoğrafı ilk çektiğim zaman, kadının iblisle ne tür bir ilişkisi olabileceğini düşünmeden edemedim. Aklıma babannemin küçükken anlattığı işlerini halledemeyen şeytanın imdadına yetişen "cazı" kadın masalı geldi. Kadın bir hediye karşılığında şeytanın isteğini yerine getireceğini belirtmiş, şeytanın yapamadığını yapmış da... Bunun üzerine korkuya kapılan şeytan, kadının istediği hediyeyi cerekle uzatmış, başıma bir iş gelmesin diye... O zamanlar çok fazla sorgulamamıştım, kadının kötülükle bir sayılmasını, iblisleştirilmesini. Birkaç kitap karıştırdıktan sonra fark ettim ki bu kökeni çok eskilere dayanan, günümüzde de hala varlığını koruyan bir olgu. İlkçağlarda, kadınların durumu hakkında literatürde çok fazla bilgi bulunmamakla birlikte kadın ve erkek iş bölümü ve toplumsal yaşamda eşitti. Hatta kadınların görece bir üstünlüğü vardı. Onlar heykeli yapılan tanrıçalardı. Erkeğin iktisadı ele almasıyla birlikte, koşullar değişti kadının görece üstünlüğü de yıkıldı. Anaerkil aile düzeninden ataerkil aile düzenine geçişte kadının toplumdaki yeri geriledi. Kadın kötülükle özdeşleştirildi, eve kapatıldı, meydanlarda yakıldı...

Klasik dönemde, Atina kadınları üzerine bulunan belgelerde ideal Yunan kadını "toplumdan çekilmiş" bir varlıktı. Demosthenes'e göre kadınlar, "zevk için fahişelerimiz, iyi bakılmamız için nikahsız karılarımız, bize meşru çocuklar vermek için de eşlerimiz" di. Atina'da ki mitoslarda bu görüşleri destekler nitelikteydi; Tanrılar, erkekleri cezalandırmak için ilk kadını, Pandora'yı yarattılar. Kötülükler kutusu ile birlikte Epimetheus'a armağan ettiler. Epimetheus nerden bilebilirdi kadının kötülük olduğunu. Tüm kadınlar gibi meraklı olan Pandora bir gün kutuyu açtı ve kötülükler yeryüzüne saçıldı. Zeus kadını yaratarak cezalandırdı insanları çünkü kadın kötülükle eşdeğerdi.

Yahudi ve Hıristiyan kültüründe de kadın tüm kötülüklerin kaynağıdır. Batı dilinde Havva'ya Eve kötülüğe de "evil" diyorlar. Havva, iblise uyup ilk günahı işleyerek, Adem'le birlikte cennetten kovulmuştur. Bu yüzden kötülükle birlikte anılır. Yahudi erkeklerin bugün bile duaları, "tanrım beni kadın olarak yaratmadığın için sana hamd olsun" şeklindedir. Hristiyan inanışında kadın insandan sayılmaz . Ermiş Augustinus "çocuk doğurmak dışında kadının erkeğe nasıl yararlı olabileceğini anlamaz" bir türlü. Tertillianus ise "sen cehennemin kapısısın" diyerek küfreder kadına.

Engizisyon mahkemelerinin kurulmasıyla birlikte kadınlar büyücü olmakla suçlandı. ?Büyücülerin Çekici' kitabında Malleus Maleficorum "Femina, Fe ve Minus'tan gelir, çünkü kadının inancı eksiktir. Böylece kötü kadın, doğası gereği inançta daha hızlı kuşkuya düşer, dininden daha hızlı döner; büyücülerde esas da budur" der. Kadın kötüdür, doğası gereği eksiktir. Kadınlar için ortaçağda cadı avı başladı ve gerisi tam bir kıyım oldu. Otlardan ilaç yapan, anneyi kurtarmak adına bebeği feda eden kadınlar, büyücülükten diri diri yakıldı.

İslamiyette de bu kural değişmedi. "Uğursuzluk üç şeyde vardır: karıda, evde, atta. Namazı katleden şeyler köpek, eşek, domuz ve kadındır. Benden sonra erkekler için kadınlardan daha zararlı bir fitne bırakmadım. Bana cehennem halkı gösterildi; çoğunluğu kadınlardı, sözlerini sarfeden Muhammed'de kadını kötülüklerin başı saydı. Kadını örterek, erkeği efendi, kadını bağımlı köle yaptı. Cinsel tecridi kadını denetlemek ve onu eve kapatmak için kullandı.

Divan edebiyatı da kadını aşağılamaktan geri durmaz, "şairiz şeyndir yanımıza, giremez fahişe divanımıza" buradaki fahişe aslında normal kadındır... Osmanlı'da II. Mahmud döneminde yapılan ilk nüfus sayımında sadece erkek kullar sayılır, kadın yurttaştan sayılmaz. Kadının giyeceği feracenin renginden, çorabının kalınlığına dek her detay yasalaştırılır.

19. yy'la birlikte femiznizmin ortaya çıkması, kadınların sosyal, siyasal hak taleplerini dile getirmede, eşitliğe doğru, kolektif bir özlemdir. Pek çok kazanım sağlansa da 1914'lere gelindiğinde, sinemada uğursuz, dişiliği ve güzelliği ile ayartıcı kadın tiplemesi imgelenir. "The vampire" kelimesinden türetilen "vamp" tipi, kadını yeniden kötülüklerin, uğursuzlukların yegane sebebi yapar.

Günümüzde kadının kötülükle eşdeğer oluşuna pek rağbet edilmiyor. Bu benzetme pek çok bakımdan rafa kaldırıldı. Ancak kadına yönelik şiddet ve kadını baskılama yöntemleri değişti, gelişti. Sudan bahaneler kadını öldürme sebebi haline geldi. Kadınlar kendi hak ve taleplerinde büyük yol kat etseler de, hala yolun başındalar ve yürünecek daha çok yol var...

Kaynaklar

1. Ne olursa olsun savaşıyorlar, Server Tanilli
2. Sosyalizm ve kadın insan, Kutsiye Bozoklar
3. Devlete karşı toplum, Pierre Clastres
        

BÜLTENLER
  



BAZI KADIN ÖRGÜTLERİ
Son güncelleme tarihi:  Fri, 25 Jun 2010 11:57:36 GMT

Ana Sayfa | Hakkımızda | Basında Kadın Mühendisler | Yazılar | İletişim ve Üyelik | Bağlantılar