Kadın Mühendisler, Mimarlar, Şehir Plancılar, Fen Bilimciler ve Teknik  Elemanlar Grubu

     Ana Sayfa
     Hakkımızda
     Basında Biz
Fotoğraf Albümü
     Ağır Yazılar
     Önerdiklerimiz
     Deneyimlerimiz
     Öncü Kadınlar
     Röportajlar
Ayrımcı İş İlanları
     Duyurular
     Bağlantılar
İletişim ve Üyelik

http://kadincinayetlerineisyandayiz.blogspot.com/

BASIN AÇIKLAMALARI
Ocak 2012
Artık Ölmek İstemiyoruz 


(25/06/10)
Erkek Şiddetinden Kurtulmuş Kadın Yoktur!

(05/05/09)
Celaleddin Cerrah'ın görevden alınmasını talep ediyoruz. 


(25/03/08)
SSGS Kadınların Bildirisi
N. Ç. Davası: Saklamanın Cinsiyeti, Erkek İktidarı ve Rıza İfadesi

Esmeray Yoğun,  Akademisyen
Kasım 2011


...Dedim dilber yanakların dişlenmiş...Dedi, zülfüm değdi tel yarasıdır...!



Cinsiyetin sosyo-kültürel yönü ele alındığında kadınlar, erkeklere göre duygusal zekası daha gelişmiş, kendini ifade kabiliyeti yüksek ve oldukça özgüvenli olmalarına rağmen toplumsal cinsiyet oyunlarıyla: "saklamak, gizlemek, örtmek" konularında sürekli tembihlenerek bu öz becerileri körleştirilmiştir.

masallar
Aslında saklamakla görevli olduğu hissettirilen durumun bizatihi kendisinin erkek iktidarının temel besin kaynağı olduğunu görmekteyiz. Örneğin Anadolu taşrasında hala bol miktarda görebileceğiniz çarşaf gösterme geleneği, boşanan kadının yaşadığı toplumsal dulluk baskısı, yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen boşanmayan kadının üstündeki "zayıflık" yaftası, kadının vücudu da dahil tüm duygularını olabildiğince örtmesi, gizlemesi ama erkeğin cinsiyetini alabildiğince gururla yaşaması. Bu ve benzeri saklama, gizleme baskıları altında oluşmuş toplumsal cinsiyet algısı, erkek iktidarının ve rahatlığının sürdürülebilirliğinin en önemli yapıtaşlarından biridir. Toplumsal öğretide kadına düşen görev, hem erkek iktidarını, şiddetini, aldatılmayı, toplumsal alanda dışlanmayı sonuna kadar yaşamak hem de bu durum ve duygularını-öfkelerini gizlemek hatta bu duyguların varlığından utanmaktır. Aslında kadının bu durum ve hususlara ilişkin öfkesi; onları sakladıkça ortadan kalkmamaktadır, toplumsal kıskaç altındaki kadın; öfkesini, kinini gizlice sürdürmekte, elinden geleni yapmaktadır. Ama bir hanımefendiye yaraşır şekilde gizleyerek...! Çünkü gizlediği sürece sistemin sus pus olmuş ortağı haline gelmekte ve mevcut erkek iktidarının ekmeğine yağ sürmektedir. Ondan beklenen, duygusal dünyasında kopan fırtınaların haklılığı ya da haksızlığı değil de tüm bunları yeterince gizlice yaşayıp yaşamadığıdır. Eğer bu kadınlardan birisi kalkar açıkça sorar, söyler, ifade ederse olmaz, susma saklama oyunu bozulur. Savaş çıkar. Peki neden?.? "Erkek iktidarı tartışılmadan rahatça" sürsün gitsin diye. Tarihsel olarak mercek altına alındığında açıkça görülen bu durum, yani cinsiyetçi iktidarın kadına oynattığı saklambaç oyunu, kadının hem hayatını hem de duygularını örtmeye, gizlemeye ve onu sahteleştirmeye itmektedir. Bu oyun kadını kadına kırdırtma oyunudur. Bu zihniyetin ürettiği toplumsal cinsiyet, kız çocuğunun cinsiyetine adım attığı biyolojik olayı gizli kapaklı utana sıkıla yaşatırken, erkeğe sünnet töreni düzenlemekte ve kirveliğin kültürünü, örfünü büyük bir gururla oluşturmaktadır.

Ancak...! Her nasıl olduysa bu toplumun takdir yetkisiyle donattığı yargı sistemi; 13 yaşında bir çocuğun rızasını gördü ve rızasını ifade ettiğine karar vererek tecavüzcülerinin suçlarını hafifletti?!!!

Kararı öğrendiğimden beri, yüreğim ve beynim aynı soruyu tekrar edip duruyor: "...elinizden gelen tüm mekanizma ve şekillerle saklamayı/gizlemeyi tembihlediğiniz, henüz kanunen reşit bile olmayan bir bireyi nasıl oldu da bu kadar yaşı dışı bir mevzuda "rıza" ifade etti. NÇ nin hangi davranışı rıza ifadesi olarak algılandı? Şimdi tecavüzcüler çıkıp bir başka davada "ama verdiğim elmayı-çikolatayı yemişti" mi diyecek? Bu da bir rıza ifadesi mi sayılacak...!
        

BÜLTENLER
  



BAZI KADIN ÖRGÜTLERİ
Son güncelleme tarihi:  Fri, 18 Nov 2011 09:59:26 GMT

Ana Sayfa | Hakkımızda | Basında Kadın Mühendisler | Yazılar | İletişim ve Üyelik | Bağlantılar