|
|
| |
8 Mart Tarihçe İçin Derleme
Behice Çağlar
Makine Mühendisi
8 mart 1857 'de Newyork'lu 40 bin dokuma işçisi kadın, daha iyi
koşullarda çalışmak, 10 saatlik işgünü, eşit işe eşit ücret talepleriyle greve çıktı.
Patron, grevci kadınlarla, diğer işçilerin dayanışmasını engellemek için fabrika
kapısına kilit vurdu. Fabrikada çıkan yangında, 129 grevci kadın, yanarak can verdi.
1889 Kibritçi kadınlar grevi: Londra'daki Bryant ve May fabrikalarında
dehşet verici koşullar altında çalışan kadınlar beyaz fosforla çalışmanın sonucu olarak çene kemiği hastalıklarına yakalanıyorlardı. Çene kemikleri çürüyor ve yemek
yiyemiyorlardı. Çalışma koşullarının düzeltilmesi için yaptıkları grev kitlesel
destek gördü. 1908'de, "beyaz fosfor" maddesi, sendikal hareket sayesinde yasaklandı.
1908 yılının 8 martında, yine dokuma işçisi kadınlar grev başlatarak,
işyerlerini işgal ettiler. Taleplerini daha da genişletmişlerdi: "8 saatlik işgünü,
çocuk emeğinin sömürülmesine son verilmesi ve kadınlara oy hakkı tanınması."
1909' da Manhattan'da 20 bin gömlek işçisi kadının grevi, diğer
fabrikalara da yayıldı. Polis saldırısında yüzlerce kadın yaralandı ve tutuklandı.
Grev talepleri kabul edilinceye kadar, yaklaşık iki ay sürdü.
1910 yılında Danimarka'nın Kopenhag kentinde toplanan ve 17 ülkeden
100 delegenin katıldığı İkinci Enternasyonalin Kadınlar Konferansı'nda, Clara Zetkin'in
önerisiyle 8 Mart " Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü" olarak ilan
edildi. Bu tarihten sonra, cinsel ve sınıfsal sömürüye karşı, mücadele günü olarak
dünyada kutlanmaya başlandı.
1911 yılında, 1910 Kopenhag Konferansı'nda alınan karar uyarınca,
8 mart ilk kez Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre de yüz binlerce kadın ve
erkeğin katılımıyla kutlandı. Bu kutlamalardan 1 hafta sonra 25 Mart'ta New York
kentinde çıkan Triangel yangınında 140 kadın işçi yanarak öldü. Bu olay Amerika
çalışma koşullarını büyük ölçüde etkiledi.
1912 yılında Amerika'da, Massahucettes Eyaleti'ndeki büyük yün
merkezi Lawrence'de, 20.000 işçi, ücretlerinin azalmasını protesto ettiler. Bunun üzerine büyük New England Tekstil Sanayi'ni sarsan işi bırakma olayı gerçekleştirildi.
Grevcilerin yaptığı pek çok yürüyüşden birinde, bir grup genç kız "Hem Ekmek Hem
de Gül İstiyoruz" yazılı bir pankart taşıdı. Bu James Oppenheim'in ünlü "Ekmek ve
Gül" şiirine ilham oldu.
1917 yılında Rusya'da kadınlar, savaşa ve sefalete karşı "Ekmek
ve Barış" için yürüdüler. Ekim devriminden sonra 8 mart tüm Sovyetlerde, mücadele
günü olarak kutlandı. Devrimin yenilgisinden sonra bile, halen 8 mart resmi tatil
ve kadınlar günü olarak süregeldi.
1962 yılında İngiltere'de 200 bin kadını temsil eden 19 sendika,
işverenle eşit ücret sözleşmesi yaptı.
1960' larda batıda gelişen Kadın Kurtuluş Hareketi
eski feminizmin (İngilterede sufrajetler) aksine diğer ezilenlerin mücadeleleri
ile ortak bağlama sahipti. Vietnam, Küba, Cezayir gibi emperyalizme karşı mücadele
eden halkların mücadelelerinden etkilenen sisteme muhalif, barış yanlısı çeşitli radikal hareketlerle etkileşim içinde doğdu ve gelişti.
1970 'de Londra'da gece temizlik işçisi kadınlar sendika için mücadele
ettiler.
1972 'de İngiterede, Goodman'da çalışan kadınlar eşit ücret için
grev yaptılar.
1973 'de yine İngilterede, çoğu kadın yüz binlerce hastane işçisi
ilk ulusal grevlerini yaptılar.
1973' de çorap fabrikasında çalışan Asyalı kadınlar ırk ayrımına
karşı gösteri yaptılar.
1975 'de İngilterede, eşit ücret için Heywood'da kadınlar 11 hafta
grev yaptı.
1975 yılı Birleşmiş Milletlerce, Eşit Haklar, Gelişme ve Barış
için Uluslararası Kadınlar Yılı , 1975-1985 dönemi ise Dünya Kadın On
Yılı olarak ilân edildi.
1977' de ise BM, 32/142 sayılı genel kurul kararı ile 8 Mart'ı
Dünya Kadın Günü olarak kabul etti.
Ülkemizde kadın hareketleri
4 Ocak 1867 tarihinde İstanbul'da yayımlanan The Levand Herald'da çıkan haber, ilk
işçi hareketi haberlerinden biridir. "Geçen salı günü, maliyeden 20-30 parayı geçmeyen
alacakları biriken bir küme kadın, tekrar ücretlerinin ödenmesi isteğinde bulundular.
Cevap olarak alışılmış "para yok" sözünü işiten kadınlar gittikçe daha fazla şamata
yapmaya başladılar ve ancak dışardan müdahale ile sustular. Çıkan kargaşada, kadınların
birçoğunun itilip kakıldığı söylenmektedir."
27 Ocak 1873 tarihinde yapılan ilk
büyük grevlerden Tersane grevinde, kadınlar, burada çalışan babalarına ve eşlerine
destek vererek, grevlerine katıldılar. Dönemin gazeteleri tarafından "hanım kuvvetleri"
olarak, biraz da alayla anılan kadınlar, grev kırıcılarla da mücadele ettiler.
1873
Tramvay grevinde de tramvay çalışanlarının eşleri, raylara yatarak tramvayların
çalıştırılmalarını engellediler.
1872-1907 arasında yaşanan 50 grevden 9'u kadınların
çalıştığı dokuma endüstrisindedir. Devlet fabrikası olan Feshane'deki grevin örgütleyicisi
de kadınlardır.
22 Ağustos 1876 'da ise, Feshane'de çalışan 50 Rum ve Ermeni kadın
işçi, Bab-ı Âli'ye (Başbakanlığa) yürüyerek, Sadrazama bir dilekçe sundular ve ödenmeyen
ücretlerinin ödenmesini istediler.
1908 yılı, Türkiye'de zor ve kötü şartlardaki
çalışma koşullarına tepkinin şiddetlendiği, grev dalgasının yayıldığı bir yıl oldu.
Bu dalga içinde 100'ü aşkın grev örgütlendi, bunlardan 40'a yakını kadınların çalıştığı
gıda, tütün, dokuma gibi iş kollarında yapıldı.
1 Ekim 1908 İzmir-Aydın demiryolu
grevinde, grevcilerle, güvenlik güçleri arasındaki çatışmaya kadınlar da katıldı.
25 Haziran 1908 'de günde 16 saat çalışıp, yeterli ekmek bile alamayan Sivaslı kadın
işçiler, eylem yaptı. Dayanılmaz bir hale gelen kıtlık ve açlık yüzünden kadınlar,
vilayet konağını taşlayarak, buğday depolarını yağmaladı.
1910 yılında ise, Bursa'da
greve giden 3 bin işçiden çoğu kadındı.
1912 yılında sendikalaşma için yasal boşluk
yakalayan Cibali tütün işçileri, üç yıl sonra İzmir tütün işçilerinin ücret ve sosyal hak grevlerine destek verir. Cibali işçilerinin yarıdan fazlası kadındır.
1921 'de
Komünist kadınlar, 8 martı Ankara bağlarında kutladılar.
1923' te kadınlar siyasal
haklarını almak için Kadınlar Halk Fırkası kurdular. Taleplerinden biri de eşit
işe eşit ücretti. Parti bir süre sonra, iktidarca Türk Kadın Birliği'ne dönüştürüldü
ama, kadınlarla ilgili konularda sesini yükseltmeyi başardı. TBMM'nin çok eşliliği
kabul etmesi üzerine toplanan kadın kurultayı Meclis'e geri adım attırdı.
|
|
|
|