|
|
| |
|
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve İstihdam Sempozyumu Gerçekleştirildi
Behice Çağlar, Makina Mühendisi
Haziran 2009
|
Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi KEİG'in, Kadının İnsan Hakları-Yeni Çözümler Derneği ve Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü İŞKUR ile
birlikte düzenlediği "İstihdamda Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Doğru: İş ve aile yaşamını uzlaştırma politikaları" sempozyumu 27 mayıs 2009 tarihinde İTÜ Ayazağa'da yapıldı. Sempozyumun açılışına ve açılış oturumuna düzenleyici kurumlardan temsilciler, TUSİAD Başkan yardımcısı Ümit Boyner, İŞKUR İstihdam Dairesi Başkanı Faruk Şahin ve KESK Yönetim Kurulu Üyesi ve Kadın Sekreteri Songül Morsümbül katıldılar.
KESK Kadın Sekreteri Songül Morsümbül, içinde bulunulan durum, kadınların mücadele ve kazanımlarını içeren kapsamlı bir değerlendirme yaptı ve kamu emekçilerinin % 28.8'inin kadın olduğunu ve KESK'de yöneticiler içindeki kadın oranının ise % 20 olduğunu söyledi. Krizle birlikte hak kayıplarının yaşandığını, krizin faturasının emekçilere ödetilmeye çalışıldığını, en ağır bedeli kadınların ödediğini belirterek, 18 mayıs-1 haziran arası düzenledikleri kampanya taleplerini anlatarak, çağrı yaptı. Talepler içinde, doğum, emzirme, ebeveyn izni, izinde geçen sürelerin emekliliğe yansıtılması, kamu emekçilerinin siyaset yapma hakkı, grevli toplu sözleşme hakkı bulunuyor.
İŞKUR'dan Faruk Şahin, kadınların % 72'sinin işgücü piyasasının dışında olduğundan, diğerlerinin de genelde geleneksel kadın işleri olarak görülen ve düşük statülü işlerde çalıştığından söz etti. Kadın istihdamının düşük oluşuna neden olan faktörleri şöyle sıraladı:
- Toplumsal değer yargıları
- Çocuk ve yaşlı bakımını kadın işi olarak gören toplumsal cinsiyetçi işbölümü
- Kreş ve bakımevlerinin yokluğu
İstihdam garantili kurslar açtıklarını, 7200 kursa 85 bin kadının katıldığını, başka projelerinin de olduğunu, kamuda politika üretecek kesime toplumsal cinsiyet eğitimi vereceklerini anlattı.
Janneke Plantenga Hollanda'da çocuk bakım hizmetlerinin geç geliştiğini, kadınların işgücü piyasasına girişiyle ilişkili olarak 1990'larda başladığını söyledi. Hollanda'da işgücü piyasası kadınlar için ancak esneklik yani kısmi zamanlı çalışma ile olanaklı olabilmiş. Kadınların çalıştığı eğitim, sağlık, hizmet vb sektörlerde part-time çalışma egemen. Kısmi zamanlı çalışma o kadar yaygınlaşmış ki, atipik özelliğini yitirmiş. Çalışma saatleri uyarlama yasası gereğince çalışanlar daha uzun veya kısa çalışma saati talep edebiliyor ama işveren işyerinin çıkarına aykırı ise reddedebiliyor. Doktor ve diğer serbest meslek sahibi kadınlar daha uzun çalışırken, diğerleri daha az çalışıyorlar. Sosyal güvenlikten yararlanabilmek için asgari bir ücret ve asgari çalışma saati varmış daha önce, bu kalkmış, tüm çalışanlar sosyal güvenlikten yararlanabiliyor. Çalışma ve bakım hizmetlerini uzlaştıran kısmi zamanlı çalışma ile kadınlar işgücü piyasasına girmişler ama yarım olarak. Eve giren 1,5 ekmeğin biri erkeğe ait, yarım olan kadının.
İspanya'dan katılan Lourdes Beneria söze, 1975'den beri bir demokratikleşme süreci yaşadıklarını belirterek, arka plana gönderme yaparak başladı. Franco döneminde ev kadınları olmaları doğrultusunda beyinleri yıkanan kadınlarından dönüşüm yaşadığını, Katolik kilisesinin etkisinin gerilemeye başladığını anlattı. Ekonomik sosyal dönüşümleri, 1986'da İspanyanın AB üyeliğinin tetiklediğini ve son krize kadar AB içinde en hızlı gelişme gösteren ülke olduklarını belirtti. Bununla birlikte tarımda istihdam gerilemiş, tüketim toplumu oluşmuş, kayıt dışı ekonomi gelişkin. Fiyat artışları maaşların gerçek değerinde düşüşe yol açmış ve aile içinde kadınların gelirine ihtiyaç ortaya çıkmış. Kadınların çoğunluğu tam zamanlı çalışıyor, çocuklu kadınlar da istihdam içinde. Son on yılda söylemde olan değişiklikler, fiiliyatta yansıma bulmamış ve hala ev işleri kadınların üzerinde. Çalışan kadınlar için çılgınca bir iş yükü oluşuyor. 1999'da ev ve çalışma yaşamını uzlaştırma yasası; ebeveyn izinleri, bakım hizmetlerinin ve sosyal güvenliğin devletin işi olması gündeme gelmiş. Şiddete karşı kapsamlı bir yasa çıkarılmış. 2007'de kadın erkek arasında etkin eşitlik yasasıyla, gerçek eşitlik resmi olandan ayrıca tanımlanarak, gerçek eşitlik hedeflenmiş. Eşcinsel çiftler için de yasa çıkarılmış. Kadın hareketinin etkisi çok fazla olmuş. Akademi, sendikalar, örgütlerden beslenen güçlü bir kadın hareketi var. Yaşlı bakımı konusunda var olan bağımlılık yasası uygulamada yeterli değil; şikayet, eksiklik ve yetersizlikler var, sistem hala kendini geliştiriyor. Evde bakım yaygın, huzurevi kültürel olarak kabul edilmiyor, tartışma sürüyor. Yaşlılar için, eski yöntemlerle sosyal güvenliğin getirdiği yeni olanakları birleştiren modeller üzerine tartışılıyor.
Fransa'dan katılan Rachel Silvera ülkesinde kısmi zamanlı çalışmanın fazla olmadığını, bilim ve mühendislikte güçlü olmasa bile, kadın istihdamının geliştiğini belirtti. % 60'ı altı meslek dalında odaklanırken, şirket yönetim kurulunda kadın oranı %7. Maaş ve emeklilikte eşitsizlik var. Doğurganlık oranı kadın başına ikiyi geçmiş, çalışan anne oranı % 36. Ancak ilk çocuktan sonra %30'u iş statülerini değiştiriyorlar. Erkekler ev işlerine karışmıyor, ev işlerinin dörtte üçünü kadın üstleniyor. Anneye destek için farklı sistemler var. 3 yaşına kadar yuva hak ama zorunlu değil. Hizmetler yetersiz olduğu için çoğunluğuna ebeveyn bakıyor. Doğum izni anne için 16 hafta, 3 çocuktan sonra 20 hafta, baba için 11 gün. 3 yıla kadar uzanabilen ebeveyn iznini kadınların kullanma durumunda, iş sektöründen çekilmelerine yol açabiliyor. Bu 600.000 kadını ilgilendiren bir sorun. 4 yaştan sonra, child mothers sistemi, ihtiyaç duyulan saatlerde yardımcılar, ulaşımları için görevliler devreye giriyor. Çocuklara bir günde üç farklı kişi tarafından bakılabiliyor. 24 saat bakılan kreşlerden söz ediliyor, uygulama yok. Krizden önce ilerlemeler kaydedilse de, 400.000 kreş gerekiyor. Fransa'da, İspanya'da olduğu gibi yasalar var ama şirketlerin yalnız % 5'i bunları uyguluyor.
İsveç'ten katılan Anita Nyberg konuyla ilgili tartışmaların 1960'larda başladığını söyledi ve ekledi: "Kriz olsa bile başlamak gerekiyor,
çünkü çok uzun zaman alacaktır." İsveç'te toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanması için anne izni ebeveyn iznine dönüşmüş ve 2 kişinin gelir getirdiği ve iki kişinin bakım hizmeti yaptığı bir aile modeli benimsenmiş. 1974'de maaşın % 90'ınını alarak 6 ay olarak yasalaşan ebeveyn izni, 2002'de maaş oranı % 80'e düşürülerek 16 aya çıkarılmış. 2008 verilerine göre, ebeveyn iznini kadınlar % 80, erkekler % 20 oranında kullanıyorlar. 1995'de "baba ayı" adıyla bir uygulama başlatılmış ve 2002'de iki aya çıkarılmış. 16 ayın iki ayını baba almak zorunda yoksa yanıyor. Babalar annelere devredilemez olduğunda ancak bu hakkı kullanıyorlar. Kamu tarafından finanse edilen çocuk bakımında, 2001 kriziyle anne babalar işini, çocuklar da bakımı kaybetmişti. 2002'de işveren, ebeveyn kooperatifleri yada özel şirket tarafından sağlanan, işsiz ebeveynler için haftada 15 saat bakım hizmeti devreye girmiş. Parlamento üyelerinin yarısı kadın ve önemli bakanlıkları yürütüyorlar. Son krizden sonra, sosyal bakım hizmetlerinden feragat etme karşılığı 300 euro verilmesi gibi bir uygulama başlatılmış. İşgücü piyasasında zayıf olan kadınlar, özellikle göçmen işçiler bu parayı alarak, piyasadan dışlanacaklar, güçlü olanlar almayacak. Krize karşı verilen "toplumsal cinsiyet ikramiyesi" nin sonucu, yoksul kadınlar eve dönerek daha da yoksullaşırken, çocukları da eğitimsiz kalacak, çalışan kesim içindeki farklılıklar derinleşecek.
Güney Kore'den Ito Beng Kore'nin sınai üretimden hizmet sektörüne ve bilgi temelli sektörlere kaydığını, çalışan nüfusun 2/3 ünün bu sektörlerde çalıştığını belirtti. Ülkesinin hızlı sanayileştiğini, sıkıştırılmış bir modernite örneği sergilediğini, enformel sektörün 1/3 oranında olduğunu, yaşlı nüfus ve dünyanın en düşük doğurganlık düzeyine sahip olduğunu anlattı. G.S.M.H. içinde sosyal harcamaların payı %11. Kadınlara karşı işgücü piyasasında ayrımcılık var, ücretleri erkek ücretinin % 60'ı kadar. Erkekler tam zamanlı istihdam ediliyordu, sosyal haklara sahiptiler, bu değişerek kısmi zamanlı çalışma başlamış. 1980' lerden sonra kadınlar işgücü piyasasına girmeye başlamış. Annelik doğum izni 90 gün, baba izni 3 gün. Esnek ücretle 9 ay ebeveyn izni var. Bakım hizmetlerinde devlet özel piyasayı kullanıyor. Devletin görevi, sertifika, düzenleme, eğitim ve standardizasyondan ibaret. Kreşe, yuvaya giden çocuk sayısı 1995 ile 2007 arasında 200 binden 1 milyona çıkmış, çocuk bakım evlerinin sayısı 15 kat artmış. Yönetim, doğurganlık oranı yüksek olan ülkelerin kadınların işgücü piyasasına katıldığı ülkeler olduğunu gördüğü için, çocuk ve yaşlı bakımını ekonominin anahtarı olarak belirlemiş. Çok güçlü bir feminist hareket varmış.
Meksika'dan Cecilia Matarazzo 2005 sayımına göre 103 milyon nüfuslu Meksika'da 1976'da 5.7 olan doğurganlık düzeyinin, 2003'de 2.1 e düştüğünü, göçün önemli faktörlerden biri olduğunu söyledi. Kayıt dışı ekonomide yaşanan büyümenin kadın istihdamının yükselmesine neden olduğunu, kadının işgücü piyasasındaki yerinin %17'den %41'e yükseldiğini belirtti. Esnek zamanlama yokmuş. Cinsiyetçi davranış kalıpları yasal olmasa da yerleşik. Kırsal bölgede kadınlar çalışmak için izin almak zorundalar. Latin Amerika ve Meksika maçoluğun egemen olduğu bir bölge. Yasalarda anne için 12 hafta doğum izni var, baba izni yok. Bazen toplu sözleşmelere konulabilen baba izni için yasa önerisi, erkeklerin bunu suiistimal edeceği gerekçesiyle reddedilmiş ama yeniden denenecekmiş. Emek yasalarında yeni değişiklikler bekleniyor. 0-3 yaş arası çocukların %5'i yuvaya gidebiliyor. 2004 verilerine göre 0-6 yaş arası çocukların bakım hizmeti %84.1 oranıyla ağırlıklı olarak annenin üzerinde, kamu sektörünün %1,5, özel sektörün %0.8 payı var. Sosyal güvenlik sistemi ve buna erişemeyen kesimler için yoksullukla mücadele programları varmış. İşini kaybeden kişinin çocuğu 1 ay bakım hizmetlerinden yararlanıyormuş, bu süre 6 aya çıkarılmış. Orta ve üst gelir grupları için özel bakım kreşleri var.
Son oturum Türkiye ile ilgiliydi. Saygın iş kavramı ve dört unsurundan söz edildi.
1. Çocuk işçiliğinin önlenmesi
2. Genç istihdamının özendirilmesi
3. Kadın istihdamının özendirilmesi
4. Kayıt dışı ekonominin sonlanması
Kadriye Bakırcı, doğum izninin anne için 16 hafta, baba için 3 gün olduğunu, ebeveyn izni olmadığını, doğum iznini 14 haftaya indiren AB önergesinin imzalanmadığını belirtti. Çocuk bakım hizmetlerini
1. MEB'a bağlı
2. Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlı
3. Özel sektör ve Kamunun kendi personeli için kurulan
4. Özel olmak üzere dört grupta inceledi.
Esnek çalışma ve atipik çalışma sürelerinden söz etti. Sendikaların bakım hizmetlerini toplu sözleşmelerine koymasını, meslek örgütlerinin ve sendikaların eğitim ve bazı çocuk bakım hizmetlerini vermeleri gerektiğini söyledi.
Yıldız Ecevit, çocuk bakımından kim ne kadar sorumlu sorusunun cevabının aile olduğunu söyleyerek başladı konuşmasına ve diğer bakım hizmetleri konusunda bilgi verdi. Anaokulları ana sınıfları ve SHÇEK bakımevlerinde artış, kamuda düşüş yaşandığını belirtti. Bölgeler arası eşitsizlik ve dengesizlikten, işveren sorumluluğu olmayışından söz etti. 2004-2005'te 25 olan sınıf başı öğrenci sayısı 2008-2009'da 38'e ulaşmış. Çocuk bakımının sosyal devletin görevi olduğunu, KEDEV, KAMER, ve AÇEV'in konuyla ilgili çalışmalarından model olarak yararlanılabileceğini söyledi. Türkiye ile ilgili Hacettepe Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre çocuk bakım verileri şöyle:
- Kendi bakıyor %37
- Babaanne %21
- Büyük kız çocuk %10.5
- Anneanne %9
- Kurum bakımı %4.7
- Ücretli bakıcı %4.1
- Çalışmıyor %2.6
- Koca %2.4
- Büyük erkek çocuk %1.1
- Diğer %0.6
İpek Karacan, işgücü piyasasındaki eşitsizlikten, uzlaşmanın olmayışından söz ederek işgücü piyasası ve onun uzantısı siyasetin erkek egemen olduğunu belirtti. Tam zamanlı ev kadınlığı en yaygın kadın mesleği. Kadın iş gücü deneyim oranı 2006 verilerine göre % 46. Kadınlar işgücü piyasasına girseler bile kalıcı olamıyorlar. Kadınların son işinden ayrılma nedenleri:
- Evlilik, eşi istedi, hane halkı bakım % 27
- Hastalanma, sakatlanma % 23
- Geçici yada mevsimlik iş % 18
Konuşmacı, nedenlerin muhafazakarlıktan ziyade, cinsiyete dayalı işbölümünü işaret ettiği değerlendirmesini yaptı. Bakım hizmetlerinin kır, kent ve öğrenim durumuna göre değişiklik gösterdiğini anlattı. Kentte, üniversite eğitimli kadınlar bakım hizmetlerini satın alabildiği için işgücü piyasasında yer alabiliyor. Kentte, düşük eğitimli olan kadınların çocuk bakımı geniş aile içinde karşılanıyor. Kırsalda ise bakım hizmetleri üretimin içinde yer alıyor.
Sempozyum, KEİG koordinatörü Serap Güre'nin kolaylaştırıcılığıyla yapılan tartışma ve kapanış bölümüyle son buldu.
Haziran 2009 Bülteni
"Edi Bese, Artık yeter, bizi dinleyin."
Ayşen Hadimioğlu
Babalar ve Kızları ve Unutamadıklarım,
Esmeray Yoğun
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve İstihdam Sempozyumu Gerçekleştirildi
İstihdamda Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Doğru: İş
ve Aile Yaşamını Uzlaştırma Politikaları
TMMOB Kadın Mühendisler Marmara Bölge Çalıştayı Dört Atölye Başlığıyla Gerçekleştirildi.
|
|
|
|