|
|
| |
|
Kot Pantolonlara Özgürlük!
Büşra Akdoğan, İmalat Mühendisi
busraakdogan@gmail.com
Aralık 2009
Kıyafet kanunun 75. yılına girdiğimiz bu ayda, kılık-kıyafetin ne olduğuna -nasıl olduğuna- nasıl değerlendirme kriteri haline geldiğine daha farklı bir açıdan bakalım isterim. Ne giyse giydiği başkalarına dert olan kadınlardan sonra ne giyse, giydiği başkalarına olduğu gibi kendine de dert olan/olabilecek mühendis kadınlara bakalım derim.
ÖSYM'nin tercih formuna istediğimiz mühendislik bölümünü kodladığımız anda daha kabul etmiş sayılırız dolabımızı farklı ortamlara uygun kıyafetlerle doldurmayı. İşe girmeden, daha üniversite yıllarında başlar kıyafetlerle sorunumuz. Erkek egemen fakültelerde ilk önce bacaklarımız göze batmaya başlayınca etekleri daha özel günlere saklamaya başlar, kot pantolonlara talim gidip geliriz derslere. Tacizlerin, bakışların üzerine her gün güneşin doğuşunu izleten projeler de eklenince o eteklerin raflara kalkması an meselesi halini alır. Sonunda bir bakarız, etek giymeye üşenir olmuşuz. Gözlerimizi açtığımızda fark ederiz ki etek giydiğimizde gözü bir çift temiz bacaktan başka bir şeyi göremeyen "erkek egemen fakülte" bizi bakımsız olmakla suçlar hale gelmiş, üstelik "bıyıklı kızlar" hanesine adımızı da kaydetmiştir.
Okulu atlatıp işe sıra geldiği zaman bütün erkek egemen baskıları zihnimizden siler ve plaza kadını kılığına bürünürüz. Üretimde, imalatta, montajda, sahada çalışan mühendisler çok iyi bilir ki bu ortamlara girdiğinizde etekle, topuklu ayakkabıyla hatta makyajla bile çalışmak çok zordur. Bu çalışma şartları ne kadına hastır, ne mühendisliğe. Bu işin doğası budur. Sahada çalışmak ofiste çalışmaktan farklıdır, zordur. Ülkemizde yer yer doğası fazlaca Taş Devri'ne kaçmakla birlikte bütün dünyada saha çalışanları sahaya daha serbest kıyafetlerle inerken ofislere daha şıkır şıkır kıyafetlerle gelirler. Gün içerisinde iki - üç kez kıyafet değiştirdikleri bile olur. Bunu bizim analitik beynimiz çok güzel algılar da erkek beyni nedense bir çift temiz bacakta takılmaya devam eder. Şıkır şıkır giyinince, eh zaten kadından mühendis mi olurmuş, makinanın üzerine çıkmamız gerekse ne yaparmışız, bekçisi dikilir karşımıza. Makinanın üzerine çıkmamız gerektiğinde çıkarız elbet; fakat bu bizi giderek daha fazla kot pantolon-sweatshirt-spor ayakkabı üçlüsüne iter. Sonunda erkekleşmiş bir kadın görüntüsüne döneriz ve ne yazık ki bu kez de etkinliğimizi yitiririz. Zira her ne kadar bireysel olarak çoğu insan karşı olduğunu söylese de iş kariyer yapmaya gelince kıyafetler pek bir önem kazanır. Kot pantolonla toplantıya giren kadın yönetici görmedim. Evet, tahmininiz doğru. Kot pantolonlu çok sayıda erkek yönetici gördüm. Bacak-odaklı-erkek zihniyetinin "eşit" yaklaşmasını beklemiyorduk herhalde?
İşte, okulda, sokakta, özel hayatımızda, nerede olursa olsun bacak-odaklı zihniyetin kriterlerine sığmaya çalışırsak ya biraz "hafif" kaçar satış, pazarlama, halkla ilişkiler gibi daha prezantabl pozisyonlara şutlanırız ya da tarafımıza hediye edilen bir adet permatik ile tıraş olmaya yollanırız.
Durum elbette bu kadar vahim değil. Bacak-odaklı zihniyetin peşinde kendimizi bırakıp sürüklensek muhakkak bir seçim yapmak zorunda kalırdık. Fakat hem kadın hem mühendis olmayı seçmiş olduğumuzdan mütevellit, hikaye başa sarar sürekli. Ne giyersek giyelim hep öteki olmayı becerememektir suçumuz.
Kariyer mevzusu hariç hepsi "tırt" tabi bu baskıların. Ancak ne yazık ki kot pantolonlu erkeği işi sahiplenme değerinin üzerinde yücelten sistem, kot pantolonlu kadına aynı davranmıyor. Bir bakıma şirket içindeki koltuğumuz da, gelecekteki kariyerimiz de eteğimizle makina üzerine çıkmamıza bağlı. Her zaman kış değil ya canım, bazen de çorapsız oluyor, zor tırmanıyoruz!
Kılığımızın KDV dahil fiyat eşdeğeri ile değerlendirilmediği ve bacaklarımızın temizliği ile cinsiyetimizin belirlenmediği bir dünya düşlüyorum. Dünya'yı değiştiremesem de her şey bireyle başlar, öyle değil mi?
Kot pantolonlara özgürlük!
Bültendeki diğer yazılar
Kurultay Katılımcısı Kadınlardan Kurultay İzlenimleri
Kurultaydan çocuk dünyasına izdüşümler Aliye Yılmaz
Ölümle Ekmeğin Devlet Eliyle Alaşımı: Türkiye'de Maden Ocakları ve "İş Güvensizliği"
Esmeray Yoğun
Google Mentor Summit İzlenimleri
Pınar Yanardağ
Kot Pantolonlara Özgürlük
Büşra Akdoğan
Yeni Yıla Girerken...
Suzan Bayhan
|
|
|
|