|
|
| |
|
41. Dönem TMMOB Genel Kurulu'nun Ardından
Selma Eroğlu (Makine Mühendisi) :
Yedek delege olmakla birlikte, ilk kez bir genel kurul izleme gayretiyle katıldığım toplantıdan çok da mutlu olarak ayrılmadım. Birinci ve
ikinci günler birbirine çok benzer konuşmalarla geçtikten sonra, üçüncü günde esas önergelerin oylanmasına geçildi. Divan son derece yetersizdi.
Divan Başkanı kendisine yapılan usul hataları uyarılarını çoğu zaman dikkate almadı. Önergeler için oluşturulan komisyonda, üyeler tarafından
verilen tüm önergelerin komisyonlar tarafından reddedilmiş olması da bir o kadar enteresandı. Tek bir aday listesinin olmasının yanı sıra,
gergin geçen bir genel kuruldu. Kadınlar olarak dersimize fazlasıyla çalıştık ve en azından bir önergeyi üçte iki çoğunlukla genel kuruldan
geçirebildik. Bu geçen kararın hemen ardından yaşanan "haremlik-selamlık" kavgası ise canımızı sıktı, salondaki havayı komple değiştirdi.
Hele bir TMMOB üyesinin tacize uğrayan bir kadına "nereni elledi diye mi sorayım" cümlesi,
ardından çıkan genç hemcinsimizin "eşşeğin aklına karpuz kabuğumu düşürmeye çalışıyorsunuz" demesi kadın sorunlarının ne kadar gerisinde
bir zihniyetin varlığını ortaya çıkardı. Üçüncü günün sonunda yetmeyen vakit nedeniyle, önergelerin olağanüstü genel kurula ertelenmesi
de TMMOB tarihinde bir ilktir herhalde? Ve bitmeyen genel kurulun biten sonuç bildirgesini de unutmamak lazım.
Velhasıl üzerinde çok tartışılacak bir genel kuruldu. Delege olmadığıma epey hayıflandım doğrusu.
Özdeş Bodur (Gıda Mühendisi) : TMMOB'nin 41.Genel Kurulu'na ücretli çalışan olmaya bağlı nedenlerle ancak 3.gününden itibaren katılabildim. Bu katıldığım ilk genel kuruldu ve beni mahcubiyete, öfkeye ve en çok da şaşkınlığa sevk etti. Mahçuptum; çünkü yıllardır TMMOB'ye emek veren pek çok arkadaşım delege olamamıştı, dolayısıyla ne söz, ne oy hakları vardı. Bu arkadaşlar delege seçilememişti diyemiyorum, zira oda yönetimlerine fazla muhalif olduklarından ve/ya kadın olduklarından olacak, aday bile gösterilmemişlerdi. İlk Kadın Kurultayı'nın sekreteryasını yüklenen EMO 100 delegeden yalnızca 3'ünün kadın olmasını uygun görmüştü örneğin.
Öfkeliydim, çünkü 1.TMMOB Kadın Kurultayı kararlarının bir kısmını beğenmeyen bazı "öğreten adam"lar, kurultay kararlarını kendilerince ayıklayıp yalnızca bunların genel kurula sunulmasını önerebilmişlerdi. Diğerlerini genel kurulda tartışmaya bile değer bulmuyordu kendileri! Kadın Kurultayı'na çağrılmamış olmanın öcü müydü bu? "Bizsiz kurultay yaptınız ama ıh olmamış işte. Becerememişsiniz!" tavrı bize -adı üstünde- Kadın Kurultayı'nı erkeksiz yapma kararının ne kadar isabetli olduğunu bir kez daha gösterdi.
Şaşkındım, çünkü içlerinde ne yazık ki bir kadının ve (neyse ki yalnızca tek bir kadının) da olduğu kimi koskoca mühendisler, mimarlar (yani bu ülkenin okumuş insanları); kadın ya da erkek mühendis, mimar olmak arasında fark yok, hepimiz insanız minvalinde konuşabiliyorlardı. Uzaydan mı gelmişlerdi diye sormak bile anlamsız. Uzaydan bile gelse insan, bir günde anlar oysa; dünya gezegeninde 2010 yılı itibariyle erkekler ve kadınlar arasında ezme-ezilme ilişkisi vardır, cinsiyet ayrımcılığı henüz tarih sayfalarına gömülememiştir ve meslek sahibi kadınlar da bundan muaf değildir. Kadınlar olarak Pazar günü İK eki veren bir gazete alıp cinsiyetçi ilanları fosforlu kalemlerle işaretleyip dağıtsa mıydık napsaydık? İnsan bu kadar mı uzak olur ülke ve dünya gerçeklerinden? Ya da uzak değillerdi ama temennileriyle gerçekleri birbirinden ayıramıyorlardı. Oysa, kadın ya da erkek olarak doğmanın ayrımcılık nedeni olmayacağı başka bir dünyayı kurmanın önkoşulu, bugün elimizde olanda böyle bir ayrımcılık olduğunu kabul etmek. Adaletsizliği görmezden gelirlerse adaletsizlik yok olacak sananlar var. Hatta böyleleri adaletsizliği yaratanın buna isyan edenler olduğuna inanıyorlar besbelli. Ama kusura bakmasınlar: Kadınlar artık susmayacaklar, susmayacaklar,
susmayacaklar...
|
|
|
|