|
|
| |
|
Ücretli, Ücretsiz Emek Kıskacında Kadın
Konferansı'nın ardından
Kasım 2011
12-13 Kasım'da Sosyalist Feminist Kolektif'in düzenlediği Kadın Emeği Konferansı gerçekleştirildi. Heidi Hartmann "Kapitalizm ve Patriyarka", Jean Gardiner "Bakım emeği", Helena Hirata
"Esneklik ve ücretli kadın emeği" başlıklı sunumlar yaparken Gülnur Acar Savran
günümüzde feminist politikayı tartıştı. Konferansa emeği geçen herkese çok teşekkür ederiz.
Etkinliği arkadaşlarımız Selma, Suzan, Hikmet ve Beyhan'dan dinliyoruz.
Selma E.
Suzan B.
Hikmet D.
Beyhan T.O.
Selma Eroğlu
İki gün süren konferansın özellikle son oturumu, kadın emeğinin tüm yönleriyle ele alınması ve geleceğe dönük politikalar sunması açısından oldukça anlamlıydı. Dünya genelinde kadınların ortalama günde 6 saat 11 dak. süren bakım emeğine karşılık erkeklerin bu işlere ayırdıkları zamanın 1 saat 28 dak. olması, neden kendimize ayıracak zamanımızın kalmadığını net bir şekilde ortaya koydu. Amerika'da hem cinslerimizin mücadeleleri neticesinde 24 saat açık ev içi şiddet çağrı hattı uygulaması, tecavüz kriz merkezlerinin açılmış olması sevindirici bir gelişmeydi. Tüm konuşmacıların üzerinde durduğu ortak konu siyasi eğitim, örgütlenme ve kadının direnmesini sağlayacak politikaların hayata geçirilmesi oldu. Bunların dışında son dönemde artan göçmen kadın bakıcıların birer metaya dönüştürülmesi süreci öne çıkan bir diğer konu oldu. Kadınların zengin ülkelerde bile erkeklerin kazandığının %75'ini kazanıyor olması ise iktisadi konulardaki kazanımların yetersizliğini gösterir nitelikteydi. Oldukça dinamik ve canlı tartışmalara sahne olan konferansın devamlılığının sağlanması da, başlaması kadar önemlidir diye düşünüyorum.
Suzan Bayhan
Herşeyden önce hayata benzer pencerelerden baktığımız kadınlarla bir arada olmak çok umut verici,
"kadın" hareketinin anaakımlaştığı, heryerde bir "kadın derneği, kadın kolu" vs. olduğu bir dönemde
patriyarkal kapitalizma karşı kadınların isyanını politik bir duruş olarak benimseyen feministler insana çok iyi geliyor.
Konferansa gelince, İngiltere'den, Fransa'dan, Amerika'dan deneyimleri dinlemek, sonrasında yaşadığımız toprakların halini Gülnur Savran'dan
dinlemek ayrıca zihin açıcıydı. Marksizm'le Feminizm'in Mutsuz Evliliği'ni 35 küsür yıl sonra Hartman'dan bu kez
bugünün koşullarında bir değerlendirme ile yeniden dinledik. Kadınlar için bütçe, politikaya müdahale edecek Kadınlar Partisi veya Feminist Parti
fikirleri bizden şu aşamada biraz uzak olsa da düşünmek güzeldi. Özellikle gündelikçi kadınlar örneğinden
yola çıkarak sınıflar arası kadın dayanışması mümkün mü üzerine düşünmemiz gerektiği vurgulandı. Bu noktada,
kadınları karşı karşıya getirenin patriyarka olduğu ve erkeklerin pisliklerinin yine kadınlar tarafından
temizlendiğini hatırlamak gerektiği söylendi. Kadın emeği; kapitalizmle, patriyarkayla,
beden politikalarıyla birlikte yani çok boyutlu bir şekilde tartışılması gereken bir konu. Bu konferans bu anlamda bir başlangıç
noktası olabilir. Bir de konferansta kadınlar salonda tartışırken dışarıda erkeklerin emekleriyle kadınlara yardım etmesi
gerçekten çok hoştu. "Neden kadın-kadına toplantı, bu toplumsal bir sorun vs. vs." gibi itirazlarla
sürekli içeride olup söz söylemeyi isteyen sözümona dayanışma içinde bulunmak isteyen erkekler
yerine emekleriyle kadınların hayatını kolaylaştıran erkeklerin varlığı ne güzel!
Hikmet Durukanoğlu
Bu konferansta kadın emeği üç başlık altında incelendi;
- Kapitalizm ve Patriyarka
- Bakım Emeği
- Esneklik ve Ücretli Kadın Emeği
Dördüncü başlık olarak da "Günümüzde Feminist Politikalar" nasıl olmalıdır tartışıldı.
Eşitsizliğin olduğu her alanda mutlaka taraflar yani ezen ve ezilenler arasında bir sömürü(emek, cinsel, doğal kaynaklar gibi...) ilişkisi bulunmaktadır. Kadın erkek arasındaki bu eşitsiz ilişkinin de temelinde doğal olarak bir emek sömürüsü yatmaktadır. Bu açıdan bakıldığında kadın sorununu incelerken işe kadın emeğinin nerede ve nasıl sömürüldüğünü bilmek ve tartışmaya açmakla başlamak önemli bir adım olarak değerlendirmek gerekiyor.
Sorunların nasıl olduğu anlamaya çalışırken ister istemez çözüm önerileri de beraberinde geliyor. Konuşmacıların hepsinin Avrupa ve Amerikalı olması sorunun araştırılması açısından olumlu olmuştur. Çünkü gerçekten bu ülkelerdeki akademisyenler bilimsel bakış açısına sahip oluyorlar ve sorunun ne olduğunu daha objektif olarak ortaya koyabiliyorlar. Ama çözüm önerileri konusunda bulundukları sistem ağır basıyor ve çözüm önerileri hep sistem içinde kazanımlara yönelik oluyor.Bu durum sorunun çözümü açısından gereklidir ama yeterli değildir.
Aslında konferans sırasında da katılımcılar çözüme yönelik önermelerden çok tatmin olmadıklarını ara ara belirtmeye çalıştılar. Çünkü katılımcıların çoğu hala kapitalizmi içselleştirmeyenlerden oluşuyordu. Evet hala kapitalizmi içselleştirmemiş olmamız, geleceğe yönelik bir bakış açısı geliştirebilmemiz için maalesef ki yeterli olmuyor. Çünkü bizim en büyük eksikliğimiz bilimsel düşünmeyi bilmeyişimiz. Bundan dolayı yaşadıklarımızı analiz edemiyoruz, sistemden memnun değiliz ama alternatif üretemiyoruz, böyle hep kısır bir döngü içinde dönüp duruyoruz.
Tabii ki bunları öğretilmiş çaresizliğimizi pekiştirmek adına söylemiyorum. Kendimizi tekrarlamama ve ileriye dönük bir adım olarak bir kaç önerim olacak.
Öncelikle bizlerin geleceğe yönelik bir bakış açımızın olması için, geçmişi ve bugünü iyi analiz etmemiz gerekir. Kapitalist sistem içerisinde kadın sorununa yönelik önerilen çözüm önerilerinin çoğu, ister beğenelim ister beğenmeyelim eski sosyalist ülkelerde hemen hemen uygulandı. Acaba bu uygulamaların sonucu ne oldu? Bu uygulamalar kadınları ne kadar özgürleştirdi?
Sosyalist ülkelerde ne olup bittiğini anlayamayınca, sanırım hayallerimizden vazgeçmemek için buralarda yaşananları hep görmemezlikten geliyoruz. Sanki böyle bir deneyimi, insanlık hiç yaşamamış gibi her şeyi sıfırdan ele almaya çalışıyoruz.
İnsana ve topluma dair yaşanılan her deneyim çok önemlidir, çünkü bu alanda fazla deneme yanılma şansımız yok. Çok iyi niyetli de olsa çözüm için önerilen önermeler hayata geçirildiğinde öngörülemeyen sonuçlarda verebiliyor. Ve o sonuçların yarattığı yeni sorunlarla karşılaşılıyor. Örneğin Çin'de devrim olduğunda nüfus artışını önlemek için her aileye tek çocuk yapma hakkı verildi. Peki sonuç ne oldu? Toplumda feodal değerlerin hüküm sürmesi ve mirasın erkekler üzerinden aktarılması nedeniyle aileler doğan kız çocuklarını öldürmeye başladılar. Muhtemelen çok iyi niyetlerle çıkarılmış bir yasa idi ama sonuç olarak bu tarz öngörülemeyen facialara neden oldu.
İkinci olarak Latin Amerika'daki yerli hareketlerinde feminist politikaların çok etkili olduğunu biliyoruz ve bu açıdan incelenmeye değer bir alan.
Son olarak da madem kadın emeği dedik, emeğin kendisini koruyabilmesi ve güç haline gelebilmesi onun örgütlenmesinden geçer.Bu açıdan baktığımızda sendikal deneyimler ve sendikal örgütlenme içerisinde bulunan kadınların deneyimleri de oldukça önemli.
Belki bundan sonra önümüze koymamız gereken hedef bu üç başlığı içeren bir etkinlik düzenlemek olabilir. Sanırım bu görevde emek ve meslek örgütlerinde çalışma yürüten kadınlara düşüyor.
Beyhan Tayat Orman
12/13 Kasım'da Sosyalist Feminist Kolektif'in organize ettiği Kadın Emeği Konferansı'na katıldım. Konferansda yeni fikirleri duymak, mücadeleci kadınlarla birarada olmak bana güç ve umut verdi. Heidi Hartman, Jean Gardiner, Helena Hirata hem ülkelerindeki gündemleri hem de deneyimlerini ve çözümlerini paylaştılar. Bazı konular bizden çok farklıyken bazıları çok ortakdı. Ama en çok beni heyacanlandıran Gülnur'un konuşması oldu. Konuşması Türkiye'yi çok daha iyi yakaladığını gösteriyordu ki bu herhalde olması gerekendi aynı zamanda . Bu yüzden Gülnur'un konuşması ile başladım. Aşağıda konuşmalardan benim ilgimi çeken noktaları paylaşıyorum. Helena Hireta'nın sunumuna katılamadığım için onun bölümü çok kısa oldu. SFK'ya ve emeği geçen herkese bu vesileyle teşekkür etmek istiyorum.
Gülnur Acar Savran:
- Türkiye'de Kadın cinayetlerinde bir artış var. Bunun nedenleri ne olabilir?
-
Kadınlar artık hayır diyorlar. Gizli bir isyan var.
-
Medya da erkekleri cesaretlendiriyor.
-
Aile çözülüyor, erkeklerle ataerkil pazarlık çözülüyor. Modern öncesi patriyarkadan modern patriyarkaya evriliyor.
-
Geleneksel patriyarka erkek ekmek parası kazanıyor, kadın tam gün evdeydi.
Kadınların boşandığı, para kazandığı hizmet sektöründe yüksek mevkilerde çalıştığı bir dönemdeyiz.
-
Önce Kürt illerinde görüldüğü için ırkçı yaklaşımlara töre denildi. Ardından namus cinayetileri denildi. Feministlerin çabalarıyla kadın cinayetleri denildi.
Cinayetler bu gelenekselden moderne geçiş sorunları olabilir.
-
Patriyarkal ilişkilerin çeşitlenmesi ve çoğalması sözkonusu. 1) Geleneksel- kadın kamusaldan dışlanıyor 2) Esnekleşme adına kadınlar istihdama güvencesiz işlere çekiliyor.
Türkiye'de melez bir patriyarka var. Bir yandan bekaret takıntısı, namus öte yandan geç kapitalistleşme hızlı modernleşme. İslam ve Kemalizmine etkileri.
Türkiye'de AKP'nin politikalarında iki dinamikle var. Yeni muhazakarlık neo-libarizm ?soyut eşitlikçi- ve muhafazakar söylem-3 çocuk+ailecilik
- Soyut eşitlik ile eziyor, mufazakar söylemle köşeye sıkıştırıyor. AKP'nin çözümü aileyi islah etmek.
- Estetik cerrahi ve aileci muhafazakarlık birlikte varoluyorlar.
Nasıl Bir Feminist Polika?
-
Başlayan isyanı güçlendirilmeli.
- Boşanmış bekar kadınlar+çocuksuz kadınlar+evli çocuklu+evsiz çocuklu+lezbiyen yelpazedekilerin sosyal taleplerin oluşturulmalı.
- Neo-liberalizm ve muhafazakarlık, iki dinamiği ilede mücadele etmeli.
- Emek poltiikası, dışarda çalışmayan ev kadının ücretli emeğe katılımını kolaylaştırıcı bakım/sosyal haklar.
- Farklılıkları koruyucu ve eşitlikçi aynı anda savunulmalı. Koruyucu haklardan vazgeçilmemeli.( Doğum izni+süt izni). Sermayeden kota istenebilir.
- Bakım emeğinin görünür olması için mücadele etmeli. Erkekler,çocukları ve yakınları için karşılıksız emek görünür olmalıı ve çatışmalar derinleştirilmeli.
Heidi Hartmann
-ABD'de evililikler azalıyor. Gelişmiş kapitalist ülkelerdeki krizin bir Bakım Krizi olduğu söylenebilir.
-50 milyon Amerikalı yoksulluk puluyla yaşıyor.
- ABD'de kadın biyolojisinden kaynaklı konularda kadın hareketi çalışıyor. Aile içi şiddet, Alo şiddet hattı, kürtaj hakkı, tecavüz kriz merkezleri .
- Kadın hareketi kurumsallaştı. Sokağa çıkmıyor. Federal bütçeden karşılanıyor.
- ABD'de doğum izni yok. Doğum izni, kariyer merkezli part-time işler. Çocuk bakımı
gibi konularda gelişme sağlanması için mücadele ediliyor.
- Eşit işe eşit ücret hala %25 fark var.
- Yoksullukla mücadele ve kadınların bağımsızlığını geliştrmesine yönelik çalışmalar.
- STKlar politika yapmıyorlar profosyeneller. Kampanyalarla etkilemek.
- Bir kadın partisi kurulabilir.
Jean Gardiner
- Toplumsal cinsiyet bedeli kadınlara ödetiliyor.
- Bakım emeği emeklilik sürecine katılıyor. Feministlerin başarısı.
- Kültürel Politikalar : 70'lerdeki Güzellik yarışmalarının protesto edilmesi gibi.
- Hegomonik Erkeklikle mücadele. TV de reklamlarda kadın/erkek görünümleri.
- Politik Eğitim: Politikayı etkilemek için pratik olarak ne nasıl yapılır eğitimi yapılmalı. Kampanyalar, internet kullanımı.
- Toplumsal Cinsiyetin Anakımlaştırılması: Tüm politikaların toplumsal cinsiyet perspektifi ile gözden geçirilmesi. Bilgi toplanması. Londra'da bu konuda bir grupları var.
-
Medyanın kullanımı
Helena Hirata
- Fuhuşla mücadele.
- Mücadelenin küreselleşmesi.
- Göç. Bakım emeğinde kadın ihracatı. Filipinliler. Domestic labor kadın/erkek çelişkisini azaltır.
* Heidi Hartman fotoğrafı http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=40908 adresinden
alınmıştır.
|
|
|
|